20 Haziran 2008

Çanakkale


Bu güzel ve tarih kokan şehrimizi 13 yıl önce gezmiştim. Tekrar görmeyi de çok istiyordum ama bir türlü olmamıştı. İlk gezdiğimizde 1,5 yaşında olan ve doğal olarak geziyi hatırlamayan kızım da çok görmek istiyordu. Bende bu yaz mutlaka götüreceğime söz vermiştim. Özel oluşturulmuş bir grupla Çanakkale turuna katıldık kızımla. 7-8 Haziran gününü içeren 2 günlük bir geziydi. Tabi ben yazmakta geciktim. Fotoğraf makinam bozuk olduğu için cep telefonu ile çektiğim fotoğrafları ekleyeceğim. İçlerinden iyilerini seçtim ama fotoğraf makinasının kalitesini tutturmak zor. Yazımın başına Kaz Dağlarındaki bir nar ağacının çiçeğini ekledim, aşağıdaki resmin adı da Kaz Dağlarında yürüyüş.


Turun ilk günü Kaz Dağları ve Assos gezisi vardı. Birkaç yıl önce Altınoluk'da tatil yaparken buraları gezmiş, şelalelerde yüzmüş ve tadı damağımızda kalmıştı. Birkaç foto eşliğinde buraları tanıtmaya çalışayım.
Kaz Dağlarında Sutüven şelalesi ve Hasan Boğuldu göleti. Bu ad nereden gelmiş derseniz. Bu konuda bir efsane var.
Efsaneye göre, yöre aşiretinden bir kız ile ovalı bir delikanlı evlenmek ister. Fakat töreler uymaz ve töre sınavları yapılmasına kara verilir. Kız, ovalı delikanlıya "Benimle evlenmek istiyorsan aşiret büyüklerinin kararı olarak, 40 okkalık tuz çuvalını bizim dağa sırtından hiç indirmeden getirmelisin" der.

Çünkü dağlı kız, tuz çuvalını hiç nefes almadan ovadan dağa götürebilmektedir. Delikanlı Hasan, Emine ile evlenebilmek için tuz çuvalını sırtlanır ve dağa çıkmaya başlar. Ne var ki sıcakta terlemiş ve tuz çuvalı sırtında derin yaralar açmıştır. Yarı yolda çıkamayacağını anlar ve gölete kendisini atar. Uzun süre delikanlıdan haber alamayan Emine, daha sonra gölette Hasanın yemenisini bulur. Terk edilmeye dayanamaz ve dere kenarında Hasana verdiği yemeniyle kendini bir ağaca asarak hayatına son verir. Hasan gerçekten gururu yüzünden canına mı kıydı, yoksa debisi yüksek suda serinliyeyim derken başını kayalara çarpıp boğuldu mu bilinmez...
Kaz Dağlarından sonra hedefimiz Assos'du. Yani Behramkale. Behramkale'ye çıkınca burnumuzun dibindeki bir Yunan adası olan Midilliyi görünce insanın içi buruluyor.
Bunlar da Behramkale'de antik çağlardan günümüze ulaşan kalıntılar...Veee Behramkale'de erik satan dede. Bende bir torba erik aldım ve dedenin fotoğrafını çektim. İşte yüzü nurlu Anadolu insanı.

Pırıl pırıl bir deniz. Kadırga koyu. Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Donanmasına ait kadırgalar bu koyda beklerlermiş. Bu nedenle ismi Kadırga kalmış.

İlk gün, güneşi de batırdık (fotoğraf çekmemişim) ve yorgun argın otelimize döndük. Otelimiz Güre'de bir kaplıca oteliydi. Saruhan Otel. Otelden çok memnun kaldığımızıda bu arada söyleyeyim.
Pazar sabahı erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptık. Saat 07.00'de Güre'den hareket edip Çanakkale'ye doğru yola çıktık. Çanakkale'de Gelibolu Yarımadasına geçmek için feribot beklerken bu kısa zamanı değerlendirip Troy (Truva) filminde kullanılan tahta atı görmeye gittik.
Ve nihayet Gelibolu Yarımadası'ndayız. Tarihî Millî Park, 1. Dünya Savaşı Çanakkale Deniz ve Kara Savaşlarının yapıldığı yerleri içeriyor. Şehitlerimizin kanları ile sulanan bu topraklarda, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz ve Fransız askerlerinin de mezarları bulunuyor. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkemizi işgale gelmiş olan bu askerler için 1934 yılındaki Anzak kutlamaları için gönderdiği mesajın içindeki şu cümleye bakar mısınız...
"Bu memleketin topraklarında kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı, Yeni Zelanda'lı, Hintli kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz! Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."
Mükemmel bir komutan, geleceği çok iyi gören bir devlet adamı ve tarif edilemez bir insanlık anlayışı.
Mustafa Kemal'in Çanakkale savaşlarında vurulduğu ve saati sayesinde kurtulduğu nokta işte burası. Buraya bir anıt yapılmış. 13 yıl önce gittiğimde yoktu.

Şehit mezarlarımız.
Ve Çanakkale Şehitler Abidesi.

Abide'den sonra Lapseki'de akşam yemeği ve Ankara'ya dönüş.
Bu ülke kolay kazanılmadı. Ne kanlar akıtıldı, ne canlar verildi. Şehitlerimizin ruhları şad olsun, nur içinde yatsınlar.

11 yorum:

Ferhanca dedi ki...

Çanakkkale, harika bir yer insanın tüylrei diken diken olyor..Biz minnet borcumuzu ödeyemeyiz şehitlerimize..

Adsız dedi ki...

Kuzey Ege'nin yerini hiçbiryer tutmuyor. Hele Assos!!!!
Şule Türel

Betül dedi ki...

Çanakkale'yi görmemek kayıp bana göre de, ne iyi yapmışsınız. Bizim bir ucumuz da orada.

Sevgilerimle.

Adsız dedi ki...

Çok güzel bir gezi yaptım seninle Hülya'cım, hele o erikçi dedeye bayıldım.. Fotoğrafı ileride çalışmayı düşündüklerimin arasına kaydedeyim mi?
Sevgiler..
Funda

geçkalmadımki dedi ki...

Hülyacıııımi bizim blog çok sıkıntı yarattı, birçok blogcu gibi ben de burada da bir sayfa açtım, galiba daha yakın oldum sana :))
Sevgiler
Funda...

sennur dedi ki...

Sevgili Hülya, cennet yurdumuzun harika bir bölgesini gezmişsin. Fotoğraflar müthiş, eline sağlık
Sevgiyle kal

Neşeli Sesler dedi ki...

Hülya Ablacım,
Resimlere bayıldım.
Ben de görmeyi çok istiyordum senin resimleri görünce nasıl özendim anlatamam.
Çok öpüyorum
Sevgiler

daimamutfak dedi ki...

Hülyacığım ben hiç gitmedim. İnşallah görmeyi çok arzu ediyorum.Bir gün olur diyorum.Ne iyi etmişsiniz.sevgiler.

Tijen dedi ki...

Hülya'cığım,
Harika olmuş bu gezi. Bize komşu gelmişsiniz.
Mutfaklardan Taşan Öyküler'i beğenmene çok sevindim, iyi okumalar!

Berceste dedi ki...

Ne tatlı insanlarımız var değil mi? Ne TonTon bir dedeciktir o :) Allah sağlık sıhat versin...

Behramkale'yi her görüşte de kayınvalidem aklıma geliyor. Biz gittiğimizde çok rüzgar vardı. Şapkalı taşların arasında uçtuk diye anar hep orayı :)

buhsem dedi ki...

OP. DR. TEOMAN DOĞAN
ESTETİK PLASTİK CERRAHİ UZMANI
estetik,burun estetiği, göğüs estetiği, plastik cerrahi

Estetik cerrahi sohbetleri

“En muzur sorular”

Biliyorsunuz estetik cerrahi artık çok popüler oldu. Ayıplar kalktı, burun estetiği sonrası alçılı burunlar ile alışverişe çıkmak neredeyse “havalı”

oldu. Biz estetik cerrahlara da ilgi dorukta. Her ortamda köşelere çekilip soru yağmuruna tutuluyoruz. Lütfen yanlış anlaşılmasın, hiç şikâyetçi

değilim bu durumdan. İşte en hoşuma giden sorular ve bu sporular etrafında gelişen sohbetlerden bazıları: Estetik cerrahi, Estetik

* “Ben aslında estetiğe karşıyım” diye başlayan sorular, favorim. göğüs estetiği

Bazen, “Evet ben de karşıyım” diyorum (!)… estetik

* Eşimin haberi olmadan göğüslerime silikon taktırsam ne olur?” ya da “Şu yağları alsanız eşim anlar mı?” sorusu da zor bir soru.

“Anlamazsa eşinizi lütfen boşayın” demek en dürüst yaklaşım olur ama her zaman bu kadar açık sözlü olamıyor insan. estetik

* “Ben kaç yaşındayım sizce?” estetik

Bu cevap vermeyeceğim diye tövbe ettiğim bir sorudur Estetik. Eğer doğru söylersem büyük bir alınganlık

oluyor, hele ki fazla söylersem yandım. Ama tersi olur da genç bir yaş ağzımdan çıkarsa bu seferde işe yaramaz bir plastik cerrah olduğum

düşünülüyor. Gerçi bu gene de size küsülmesinden daha iyi. estetik

* “Çok genç gözüküyorsunuz, kaç yaşındasınız, kaç ameliyat yaptınız?” estetik

Kırkıma geliyorum estetik. Her on senede 10 kilo alıyorum ve artık sörf

yaparken bile yaşlandığımı hissediyorum. Oğlum baba “Başın niye kel ?” diyor. Ameliyatlar, kaç ameliyat yaptım ben de bilemiyorum Estetik Cerrahi. Binlerce. Bazen düşünüyorum, ne kadar çok ama ne kadar kadar çok insanı ameliyat ettim.

Depremden sonra bir tek günde irili ufaklı 12 ameliyat yapmıştım. Genç gözükmek yine de iyi bir şey. Bu sorudan memnunum.

* “Teomancım sence benim göbeğime estetik lazım mı?”

Uzun bir masa, bir akşam yemeği, gayet nezih bir restoran. Soruda bir sorun yok, sadece bir hanımın göbeğini burada açması ilgi çekiyor. Sanki

herkes bize bakıp beni tanıyor ve “cık cık” yapıyor gibi hissediyorum.

* “Sizde Burun estetiği var mı?

Yorum yok!

* “Amerika’dan mı geldiniz?”

Efendim ben bütün ihtisasımı burada, ülkemde yaptım, diplomalarımı hep buradan aldım. Sadece belli dönemlerde gittim Amerika’ya, iyi bulduğum büyük

hocaların yanına gittim, belli konuları özellikle öğrenmek için. Her seferinde de ülkeme geri geldim.

* “Eşinize estetik yaptınız mı?”

Hayır ihtiyacı yok.

* “Ben sizin anneniz olsam bana bu estetik ameliyatını önerir miydiniz?”

Evet önerirdim. Prensip olarak anneme önermeyeceğim hiç bir şeyi size de önermem. estetik

* “Hangi ünlüleri ameliyat ettiniz? N’olur söyleyin bakın aramızda kalacak”.

Bu genellikle röportaj sorusudur ve teyp ya da kamera basbayağı açıktır estetik. Cevabım da sabittir. “Ünlülerde insan, onların da hasta mahremiyetleri

var. Nasıl size söylerim? Sakın yanlış anlamayın aramızda kalacağına elbette eminim.” estetik

* “Hangi ünlüleri güzel buluyorsunuz, örneğin X in dudakları sizce altın oranlara uyuyor mu?” Estetik

Eyvah. Ben genellikle bu ünlüyü tanımıyor olurum. Muhtemelen ben ameliyattayken ünlenmiştir ve ben yine ameliyattayken çeşitli skandallar ve aşk

üçgenleri içerisinde ünü pekişmiştir. Hülya Koçyiğit, diyorum bu soruya Estetik.

Benim en çok beğendiğim ünlü o. Hele ki en eski filmlerinden birisini seyrederseniz bir insanın ne kadar güzel olabileceğine hayret edebilirsiniz.

Aynı şey Cüneyt Arkın’ın en erken filmleri için de geçerli. Gerçekten mükemmel! Estetik

* “Benim burnum ameliyatlı mı? Bakalım bilebilecek misiniz?” Estetik

Bu da tövbe ettiğim bir soru. Evet derseniz sizden nefret edilecektir, hayır cevabı ise listeden silinmenize neden olur.

* “Ben estetik burun estetiği yaptıracağım, kimi tavsiye edersiniz?”

Çok moral bozucu bir soru. Güvenilmemek, hatta yok farz edilmek çok zor. “Sizi Amerika’ da yanında çalıştığım hocam var ona yollayayım” diyorum,

“dünyanın en iyisidir”. Bu cevapla bir derece durum düzelebiliyor.

* “Bütün estetikli burunları ben anlıyorum, hepsi çok kötü”.

Peki ya anlayamadıklarınız da varsa? Belki çevrenizde ki birçok insanın burnu ameliyat edilmiş ama siz fark etmiyorsunuz.

* “Ben estetik botoksa karşıyım”. “Neden karşısınız? , “Çünkü maske gibi

yüzleri oluyor, hemen anlıyorum ben”.

Peki Estetik botokslu olduklarını nereden biliyorsunuz? Belki bu gördüğünüz ve

beğenmediğiniz yüz şeklinin botoks ile ilgisi yok, ki gerçekten de yok. Bana kızıyorlar. “Yok yok var, ben biliyorum, maske yüz oluyor” cevabını

alıyorum genellikle. Bu safhada bir şey söyleyemiyorum.

Mesleğimi çok seviyorum. Herhalde başka hiç bir işi bu hevesle yapamazdım ve estetik plastik cerrah olmasam kendimi eksik hissederdim. Sadece yaptığımız bu işin bilimsel temelleri

olduğunu ve gerçekten çok emek vererek bu yere gelebildiğimizi anlatamamak bazen zor oluyor. Ama bu da bizim işimizin bir parçası. Siz yine de bana

sormak istediğiniz her şeyi sorun estetik . Sorunuzun içten ve

gerçek olacağını biliyorum. Ameliyattan başımı ilk aldığım zaman sizi cevaplayacağım. teoman doğan